Blog

9 Ocak 2026

Arama Motorlarından Otonom Karar Mekanizmalarına: Agentic Commerce Çağı Başlıyor

Neredeyse 25 yıldır dijital dünyanın mutlak hâkimi olan “Google Modeli”, kullanıcıların bir anahtar kelime girmesi ve karşısına çıkan binlerce sonuç arasından seçim yapması üzerine kuruluydu. Fakat stratejik danışman ve akademisyen Serkan Koç’un son makalesinde vurguladığı üzere, bu model artık “verimsiz” kabul edilmeye başlanıyor. Bu nedenle geliştirilen Agentic Commerce, kullanıcıyı bu bilişsel yükten kurtarıyor. Makalede de yer aldığı haliyle bu değişim sadece teknoloji güncelleme olmanın ötesinde, ticaretin işletim sistemine yönelik köklü değişiklikler olması anlamına geliyor.

INSPARK olarak, Salesforce’un Agentforce vizyonuyla paralel gelişen bu Agentic Commerce çağını ve ticaretteki dönüşümünü mercek altına alıyoruz.

1. Ödeme Sistemlerinde Yeni Paradigma: Agentic Commerce ve “Checkout”un Vedası

Dijital ticaret dünyasında “Checkout” süreci, yıllardır dönüşümün merkezinde. Ancak bugün geldiğimiz noktada, sadece bir ödeme sayfasının iyileştirilmesinden değil, ödeme eyleminin otonomlaşmasından bahsediyoruz.

İşin aslı, geleneksel e-ticaret, web siteleri ve uygulamalar üzerindeki görsel arayüzlerle tüketiciye ulaşır. Fakat Agentic Commerce döneminde ise arayüz “görünmez” bir haldedir. Böylelikle kullanıcı deneyimi (UX), yerini “Ajan Deneyimi” (AX – Agent Experience) kavramına bırakır. Eğer satın alma kararını insan değil de bir yapay zekâ ajanı veriyorsa, markaların parlak renkli “Satın al” butonlarından ziyade, ajanın okuyabileceği şekilde yapılandırılmış verilere ihtiyacı vardır. Bu, tam olarak “Sıfır Tıklama” (Zero-Click) ekonomisinin de zirvesidir. Yani kısa bir analizle Visa, Stripe ve OpenAI gibi devlerin, ticaretin temelindeki “insan-arayüz” etkileşimini artık “ajan-ajan” protokollerine devrettiğini söylemek mümkün.

Tabi işin bir de altyapı boyutu var. İşletmeler için artık “Botları nasıl engellerim?” sorusu, yerini “Güvenilir satın alma ajanlarını nasıl karşılarım?” sorusuna bırakabileceğini de belirtmek lazım. Bu konuda INSPARK olarak önerdiğimiz bazı stratejik adımları şu şekilde sıraladık:

  • Agent-Ready Altyapı: Web sitelerindeki ürün katalogları, AI ajanların kolayca tarayıp anlayabileceği şekilde yapılandırılmış veri ve özel API noktalarıyla uyumlu hale getirilebilir.
  • Güvenilir Ajan Ayrımı: Visa TAP gibi protokolleri entegre ederek, kötü niyetli botlar ile satın alma yetkisine sahip güvenilir ajanları birbirinden ayırmak gerekebilir.
  • Agentforce Entegrasyonu: Salesforce ekosistemindeki Agentforce’un özellikleri kullanılarak hem satış ajanları hem de dışarıdan gelen alıcı ajanları yöneten bir “Ajan Merkezi” kurmak yararlı olabilir.

Burada bir uyarı yapmak gerekir: Agentic Commerce, sadece bir ödeme yöntemi değişikliği değil. Müşteri ilişkileri yönetiminin (CRM) ve ticaretin otonom bir işletim sistemine taşınmasını ifade eder. Bu nedenle, Salesforce’un AI asistanlardan AI ajanlara geçiş yaptığı bu dönemde, ödeme altyapılarının bu yeni “dijital iş gücüne” hazırlanması sayesinde rekabetin anahtarı sizin elinizde olacak.

2. CES 2026 ve Ticaretin Görünmezliği

Las Vegas’ta düzenlenen CES 2026 Consumer Electronics Show’da, ticaretin artık bir “varış noktası” olmadığı, yaşam alanlarımızın içindeki “görünmez bir hizmet” haline geldiği çokça tartışılan konuların başında geliyor. Örneğin geleneksel işleyişte bir ticaretin, önce tüketicilerin “eksikleri fark etmesi” ile başlayacağı düşünülürdü. Fakat CES 2026’da sergilenen GE’nin Instacart entegrasyonlu yeni nesil akıllı bir buzdolabı ve LG’nin ev asistanı robotu (CLOiD) gibi teknolojiler bunu yeniden gündeme taşıdı. Bu akıllı cihazlar, yani evdeki sensörler ve AI ajanları, örneğin sadece “sütün bittiğini” haber vermiyor, o evde yaşayanların süt tüketim hızını, beslenme tercihlerini ve güncel market fiyatlarını analiz ederek en uygun siparişi otonom olarak oluşturuyor. Böylelikle, insanın devreye girmesine gerek kalmadan gerçekleşen bu döngü için, perakende sektörü için yeni “altın standardı olma yolunda ilerlediğini” söylemek yanlış olmaz.

Öte yandan, cihazların bu şekilde doğrudan sipariş verdiği bir dünyada, markaların “raf savaşı” yerini “algoritma savaşına” bırakıyor. Eğer bir ev robotu veya akıllı buzdolabı otonom olarak sipariş verebiliyorsa, geleneksel reklamların (TV, Billboard vb.) etkisinin minimuma ineceği çıkarımını yapmak mümkün hale geliyor.

Burada önemi ön plana çıkan iki kavram var: Müşteri Bağlılığı (Loyalty 2.0) ve Veri Entegrasyonu. “Müşteri bağlılığı” veya “sadakati” ifadesi artık duygusal bir tercihten ziyade, herhangi bir cihazın içindeki varsayılan ayarlardan biri (default setting) olabilecek durumda. Benzer şekilde veri entegrasyonunda ise markaların bu ekosistemde var olabilmesi için ürün bilgilerinin, stok durumlarının ve fiyatlandırma politikalarının AI ajanları tarafından varsayılan bir şekilde okunabilir yani Agent-Readable olması da kritik önem taşıyor. Özellikle petshop, kişisel bakım ve temizlik ürünleri gibi tekrarlı satın alınan kategorilerdeki markalar için INSPARK olarak şu stratejik adımları öneriyoruz:

  • Hizmet Olarak Ticaret (Commerce-as-a-Service): Ürün satmanın ötesine geçiren, bir nevi “evin süt ihtiyacını yönetme” hizmeti sunan bir adım. Bu nedenle belirli bir altyapıyı Salesforce Commerce Cloud aboneliğiyle ve otomasyonuyla güçlendirmek gerekebilir.
  • IoT ve API Öncelikli Yaklaşım: Ürünlerin akıllı ev asistanları (LG CLOiD, GE Smart Home) ile konuşabilmesi için API öncelikli bir teknolojik yol haritasına (Headless Commerce) ihtiyaç duyulabilir.
  • Data Cloud Entegrasyonu: Tüketicilerin kullanım alışkanlıklarını anlamlandırmak için Salesforce Data Cloud üzerinden gerçek zamanlı veri akışı sağlayarak kişiselleştirilmiş teklifleri otomatize etmek yararlı olabilir.

Kısacası CES 2026 gösteriyor ki, perakende sektörü için başarı, artık tüketicinin siteye gelmesinde değil, tüketicinin yaşam alanındaki otonom döngünün bir parçası olabilmekte yatıyor. Salesforce’un Agentic Enterprise modeli sayesinde perakende sektöründeki markalar ise “bu görünmez ekonominin” mimarları olabilir.

3. Modern Pazarlamanın Yeni Cephesi: LLM Referrals ve AIO Stratejisi

INSPARK olarak, verinin işlenme biçimindeki AIO (AI Optimization – Yapay Zekâ Optimizasyonu) devrimini yakından takip ediyor ve iş ortaklarımızın bu yeni alanda (özellikle pazarlama cephesinde) nasıl konumlanması gerektiğini analiz etmeye devam ediyoruz.

Hatırlayalım, geleneksel e-ticarette temel strateji “Müşteriyi web sitesine nasıl getiririm?” olarak kabul görmüştü. Ama modern pazarlamada ve de özellikle Agentic Commerce çağında müşteri web sitesine hiç uğramayabilir. Onun yerine, Büyük Dil Modelleri (LLM), kullanıcıya doğrudan rafine edilmiş bir cevap sunar ve de söz konusu ihtiyacı analiz eden otonom ajanı ise, API’larınız üzerinden doğrudan satın alma işlemini bile gerçekleştirebilir. Ama şunu da belirtmek gerekir, pazarlamada artık sadece insan psikolojisi (renkler, duygusal reklamlar) hedeflenmeyebilir. Çünkü markaların yeni hedef kitlesi “Otonom Alıcılar” olabilir. Böylelikle dijital ticaretin “reklam izletme” aşamasından “sorun çözme” aşamasına geçeceği de açıkça görülebiliyor. Yani nasıl ki Google çağı bize talep ettiğimiz bir bilgiye ulaşmayı öğrettiyse Agentic Commerce çağı ise bu bilgiyi bizim yerimize aksiyona dönüştürmeyi vaat ediyor. Pazarlama dünyası içinse artık soru “Nasıl reklam veririm?”’den “Ajanların bu markayı tercih etmesini nasıl sağlarım?” eksenine doğru yön değiştirecek denebilir.

Görüldüğü üzere yapay zekâ çağında pazarlama, bir dikkat çekme yarışından ziyade bir güvenilirlik ve veri doğruluğu yarışına dönüşmeye başladı bile. Google’da birinci sırada olmak harika bir başlangıç olabilir evet, ancak markalar için, kendilerini hem AIO hem de Agentic Enterprise ekosistemine hazırlaması ve Salesforce’un yapay zekâ yetenekleriyle pazarlama stratejilerini geleceğe taşıması için INSPARK’ın uzman kadrosuyla iletişime geçmek daha doğru bir tercih olabilir.

4. AI Denemelerinden Ölçülebilir Yatırım ve Kârlılık Odaklılığına

İş dünyası için 2025 yılı yapay zekâyı “tanıma ve deneme” yılıyken, 2026 artık ROI (Yatırım Getirisi) ve sürdürülebilir kârlılık yılı olarak kayıtlara geçiyor. Yani yeni nesil verimlilik anlayışı artık yapay zekâyı yalnızca bir hızlandırıcı aygıt olmaktan öteye taşıyor. Onu, finansal kayıpları önleyen ve müşteri deneyimindeki sürekliliği garanti altına alan akıllı bir koruma kalkanı olarak konumlandırıyor. Örneğin e-ticaretin en büyük maliyet kalemlerinden biri olan iade süreçlerinde, artık herkese uygulanan “standart bir politika” yaklaşımından uzaklaşarak, iade dolandırıcılığı (return fraud) ve verimsiz iade maliyetlerine karşı AI tabanlı dinamik skorlama sistemlerine geçiliyor. Elbette INSPARK olarak biz de bu teknolojiye uygun AR-GE çalışmalarımızı yürütüyoruz. Özellikle Salesforce Data Cloud üzerinden konsolide edilen geçmiş satın alma davranışları, iade sıklığı ve ürün etkileşim verileri ile her müşteriye özel bir “iade skoru” oluşturulabilmek mümkün.

Ayrıca İngiltere’deki Boxing Day istatistiklerine bakıldığında 2026 verileri, online alışveriş mağaza yoğunluğunun son 10 yılın zirvesine ulaştığını gösteriyor. Ancak bu, bir geriye dönüş değil, dijitalin gücünü arkasına alan bir “Phygital” (Physical + Digital) devrim olarak nitelendiriliyor. INSPARK uzmanlarımız ise, bu tip operasyonel verimliliklerini 2026 standartlarına taşımak isteyen işletmeler için şu yol haritasını öneriyor:

  • Predictive AI Entegrasyonu: İade gerçekleşmeden önce, hangi ürünlerin iade edilme olasılığının yüksek olduğunu tahmin eden Salesforce Einstein modelleri kullanılabilir.
  • Bütünsel Müşteri Görünümü (Customer 360): Satış, hizmet ve lojistik verilerini tek bir platformda birleştirilerek kâr-zarar analizleri gerçek zamanlı yapılabilir.
  • Kişiselleştirilmiş Lojistik: Her müşteriye aynı kargo seçeneğini sunmak yerine, kâr marjına ve müşteri değerine göre optimize edilmiş sevkiyat yöntemleri tercih edilebilir.

Görüldüğü üzere, yapay zekâ şimdiden artık bir “teknolojik proje” değil, bir “finansal strateji” aracına dönüşmüş durumda. O nedenle operasyonel süreçlerini Salesforce’un yapay zekâ ve veri çözümleriyle optimize eden, yatırım getirisi (ROI) odaklı bir dijital dönüşüm gerçekleştiren markalar, 2026’nın kâr baskısı altındaki bu modern pazarda fark yaratmaya başlayacaklardır.

AI + CRM + Data

İletişime geçin